Oyuncak Ayının Mutlu Rüyası


Bir zamanlar, minik bir çocuğun yatağının başucunda yumuşacık, kahverengi bir oyuncak ayı yaşarmış. Bu ayının adı Ponpon’du. Ponpon her gece, sahibi Ela uykuya dalana kadar onu izler, sonra gözlerini kapatıp kendi tatlı rüyalarına dalardı. Ama bu gece her şey biraz farklıydı. Ela, Ponpon’u yastığının yanına koyarken fısıldamıştı: “İyi geceler, küçük ayıcık. Yıldızlarla dolu bir rüya gör.”
Ponpon gözlerini kapattığında kendini birden bire upuzun bir çayırda buldu. Çayırın üzerinde binlerce rengârenk çiçek vardı. Kelebekler onun etrafında dans ediyor, arılar vızıldayarak çiçekten çiçeğe konuyordu. Ponpon çok mutluydu ama bir yandan da küçük bir hata yapmıştı. O kadar hızlı koşmaya başlamıştı ki, minik bir tavşanın yuvasının üzerinden atlamış ve topraktan yapılmış evin girişini biraz bozmuştu. Tavşan üzgün bir şekilde dışarı çıktı ve “Eyvah, evimin kapısı kapandı!” dedi.
Ponpon hemen durdu. Onun neşeli rüyası birden bir sorumlulukla karışmıştı. Tavşanın üzüldüğünü gören Ponpon, ona yardım etmek istedi. “Üzülme,” dedi yumuşacık sesiyle. “Ben senin evini onarabilirim.” Ponpon, çayırın kenarındaki küçük bir derenin yanından biraz çamurlu toprak aldı. Patileriyle toprağı yoğurdu ve tavşanın yuvasının girişini dikkatlice onardı. Tavşanın yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. “Teşekkür ederim, iyi kalpli ayı!” diye zıpladı tavşan.
Tam o sırada gökyüzünde bir ışık parladı. Ponpon başını kaldırdığında, tıpkı Ela’nın söylediği gibi, yıldızlar dans ediyordu. Her bir yıldız farklı bir renkte parlıyordu: mavi, pembe, altın sarısı. Yıldızlardan biri yavaşça aşağı süzüldü ve Ponpon’un tam önüne kondu. Bu küçücük, sıcacık bir yıldızdı. “Sen iyi bir iş yaptın,” dedi yıldız. “Bu gece senin rüyan hep böyle güzel ve parlak olsun.” Yıldız, Ponpon’un alnına hafifçe dokundu. O anda Ponpon, içinde tarif edilmez bir huzur hissetti.
Ponpon, çayırda tavşanla birlikte koştu, kelebeklerle uçtu ve rengârenk çiçeklerden bir demet yaptı. Ta ki bir ses duyana kadar: “Ponpon, uyanma vakti!” O ses Ela’nın sesiydi. Ponpon gözlerini açtığında, güneş odasına vuruyordu. Rüyası bitmişti ama içindeki sıcaklık hâlâ duruyordu. Ela’ya gülümsedi ve o gün boyunca, tavşana yardım ettiği o mutlu anı hiç unutmadı. Artık biliyordu ki, en güzel rüyalar bile biraz iyilikle daha da güzelleşirdi.



