Saklambaç Oynayan Küçük Tilkiler


Bir varmış bir yokmuş. Ormanın en derin yerinde, yaprakların arasında üç küçük tilki saklambaç oynuyormuş. Bir sabah güneş henüz tepelere vurmamışken, minik kulaklarını dikmişler. En büyükleri olan Kızıl Tilki, ağaçların arkasına usulca saklanmış. Diğer iki kardeş ise çalıların içine kıvrılmış, nefeslerini tutmuşlar. Rüzgar yaprakları hışırdatırken, saklanan tilkilerin kalpleri küt küt atıyormuş.
Ama bir sorun varmış. En küçük tilki, minik patileriyle bir çiçeği koklarken dalıp gitmiş. Birden fark etmiş ki herkes çoktan saklanmış. O ise hâlâ ortada duruyormuş. Gözleri irileşmiş. Kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp hemen bir kütüğün arkasına atlamış. Ama o kadar heyecanlanmış ki kuyruğunun ucu dışarıda kalmış. Rüzgar oynadıkça turuncu tüyleri havada sallanıyormuş.
İşte tam o sırada, arayan tilki olan benekli tilki, sessizce yaklaşmış. Kuyruğun ucunu görünce gülümsemiş. Yavaşça patisini uzatmış ve tüylere hafifçe dokunmuş. Kütüğün arkasından bir çığlık yükselmiş. “Yakalandım!” diye bağırmış minik tilki. Hepsi birden kahkahalarla gülmüş. Saklambaç oyunu böylece neşeyle sürmüş. Ta ki anneleri onları çağırana kadar. O gün ormanda, dostluğun en tatlı oyunu saklambaçmış.



