Can’ın Uykulu Ayıcığıyla Güzel Rüyalar Bahçesi


Bir varmış, bir yokmuş. Can adında minik bir çocuk, her gece uyumakta zorlanırmış. Odası karanlık gelir, perdelerin arkasından gelen gölgeler onu ürkütürmüş. Annesi ona masallar anlatır, babası ninniler söylermiş ama hiçbiri işe yaramazmış. Ta ki bir gün, büyükannesi ona küçük, yumuşacık bir ayıcık getirene kadar.
Bu ayıcık diğerlerine benzemiyormuş. Gözleri hafifçe kapalı, sanki hemen uyuyacak gibi duruyormuş. Can ona “Uykulu Ayıcık” adını vermiş. O gece, Can ayıcığı sıkıca kucaklamış. Ayıcığın tüyleri ipeksi gibiymiş. Can gözlerini kapatmış ve birden kendini rengarenk çiçeklerle dolu bir bahçede bulmuş. Kelebekler uçuşuyor, kuşlar şarkı söylüyormuş. Burası Güzel Rüyalar Bahçesiymiş.
Can bu bahçede kaybolmuş. Bir ağacın altında oturan bir tavşan görmüş. Tavşan ona “Hoş geldin,” demiş. “Burada her şey çok güzel,” demiş Can. Tavşan gülümsemiş ve “Bu bahçe senin içinde,” demiş. “Sadece Uykulu Ayıcığa sıkıca sarılman yeterli.” Can o andan itibaren her gece ayıcığına sarılmış ve o büyülü bahçeyi ziyaret etmiş. Artık karanlıktan korkmuyor, her uyku vaktini dört gözle bekliyormuş.



