Baran’ın Uçan Balıklar Diyarında Sürpriz Günü


Bir sabah, güneş denize gülümserken Baran gözlerini açtı. Odasının penceresinden içeriye altın rengi ışıklar süzülüyordu. Bugün onun için çok özel bir gündü ve bunu içinde hissediyordu. Annesi mutfaktan gelen mis gibi krep kokusuyla onu çağırdı. Baran hızla giyindi ve merdivenlerden aşağıya koştu. Masada onu bekleyen sürpriz bir mektup vardı. Zarfın üzerinde küçük, parlak pullar vardı ve sanki hafifçe parlıyordu. Mektubu açtığında içinden bir harita çıktı. Bu harita, Uçan Balıklar Diyarı’nın yolunu gösteriyordu. Baran’ın kalbi heyecanla atmaya başladı. Annesine meraklı gözlerle baktı. Annesi gülümseyerek, “Haydi bakalım, macera seni bekliyor,” dedi. Baran haritayı cebine koydu ve yola çıktı. Yürüdükçe ağaçların arasından rengârenk balıkların havada süzüldüğünü gördü. Bu balıklar gümüş gibi parlıyor ve neşeyle şarkı söylüyorlardı. Baran, haritayı takip ederek büyük bir mağaraya ulaştı. Mağaranın girişi yosunlarla kaplıydı ve içeriden hafif bir mavi ışık yayılıyordu. İçeri girdiğinde karşısında yaşlı bir deniz kaplumbağası duruyordu. Kaplumbağa, “Hoş geldin Baran, seni bekliyorduk,” dedi. “Burada senin için bir sürpriz daha var.” Kaplumbağa, Baran’a küçük bir kristal küre uzattı. Kürenin içinde Uçan Balıklar Diyarı’nın tüm sırları gizliydi. Baran bu hediyeye çok sevindi ve kaplumbağaya teşekkür etti. Daha sonra balıklarla birlikte oynamaya başladı. Birlikte gökyüzünde süzüldüler ve bulutların üzerinde seksek oynadılar. Akşam olurken Baran evine dönmek için yola koyuldu. Ama aklında unutamayacağı güzel bir anı kalmıştı. Bu, onun en mutlu günlerinden biriydi.



